Akvaryum sahibi olmaya karar verdiğinizde yapmanız gereken ilk iş, etrafınızda
bu işle uğraşan arkadaşlarınızdan, güvendiğiniz bir akvaryumcudan yada akvaryum
kurulumu yapan kişilerden yardım almak olacaktır. Böylece ilk aşamada
oluşabilecek aksaklıkların önüne geçerek içinizdeki akvaryum sevgisini daha
yolun başında kaybetmemiş olursunuz.Tatlı su akvaryumları, düşük maliyet ve
bakım kolaylığı nedeniyle hâlâ en çok tercih edilen akvaryumlardır. Akvaryumunuzda
elde edeceğiniz başarı, ancak hangi tür balıkların birbirleri ile sorunsuz
geçinebileceklerine de dikkat ederek bakmaya karar verdiğiniz canlıların göl ve
nehirlerdeki canlıların tabii ortamlarında gereksinim duydukları koşulları
tankınızda ne kadar sağlayabildiğinizle orantılıdır.Bütün canlılar yaşamları
boyunca çiftler halinde veya toplu olarak bir arada yaşamlarını sürdürürler
.Hayati önem taşıyan yaşam alanlarında birlikte yaşamaya uyum sağladıkları canlı
( bitkiler, hayvanlar ve mikro organizmalar…) ve cansız ( hava,su,toprak,yer
şekilleri…) unsurlarla ilişkilerini sürdürürler.Akvaryumunuzun sadece
balık,bitki ve dekorasyondan oluşmadığını ,tankınızda kullanacağınız filtre
sistemleri , ısıtıcılar , pompa motorları , aydınlatma , dekorasyon… Gibi
ekipmanlarla bir eko sistem oluşturacağınızı unutmamalısınız.
Sizlere
akvaryum kurulumunda dikkat edilmesi gereken konuları genel bilinenlerin
yanında, kendi deneyimlerimi de aktarmaya çalışacağım.Akvaryumunuzu; İlerleyen
günlerde aşırı alg oluşumuna engel olmak için güneş ışığını direk almayan,
pencereden uzak (Aksi halde balıklarınız ışığı daima yukarıdan almaya alışık
olduklarından yan yüzmeye çalışabilirler ) ve balıkların strese girmeden
yaşamlarını sürdürebilmeleri için fazla rahatsız edilmeyecekleri sağlam ve
düzgün bir zemine yerleştirerek işe başlayabilirsiniz.
KURULUM VE TEKNİK DONANIM :
Hazırlayacağınız akvaryumda doğal ortamın sağlanması için; Filtre, aydınlatma,
ısıtıcı, hava motoru ve dekorasyon… Gibi donanımların önemi büyüktür. İlk
aşamada hazırlayacağınız yeterli bir donanım, ileride balıklarınızın sağlığını,
dolayısıyla da bakım ve temizlik gibi konularda harcayacağınız zamanı direk
olarak etkileyecektir. Unutulmaması gereken konu; balıklar için doğal
ortamlarında kendiliğinden oluşan biyolojik ortamlarını, akvaryum ortamında da
oluşturabilmek ancak uygun donanımlarla mümkün olur.
Akvaryumunuz henüz boş iken, camını alkol ile tamamen silerek iyi
bir dezenfekte yapabilirsiniz. Bu işlemi yaparken kesinlikle ateşten uzak
durmalı ve temizlik işlemini tamamladıktan sonra akvaryumu temiz su ile iyice
durulayarak alkolden arındırmalıyız. Alkol ile temizleme imkânınız yok ise
akvaryumunuzu suyla doldurarak içerisine bolca kaya tuzu ekleyerek bir-iki gün
bekletiniz. Daha sonra suyu boşaltıp akvaryumu temiz suyla durulayarak ta
akvaryumunuzun genel temizliğini yapmış olursunuz.
Zeminde
kullanılan malzemeler üzerinde toplayacağı bakterilerin yardımı ile
nitrifikasyona sağlayacağı katkının yanı sıra; İçeriklerinde bulunan aktif besin
maddeleri ve mineraller yardımıyla da bitkilerin beslenebilmeleri ve
tutunabilmeleri için önem taşımaktadır. Özellikle bitkili bir akvaryum kurmayı
planlıyorsanız, değişik firmaların üretmiş olduğu hazır taban toprağının üzerine
temiz yıkanmış kum koyarak hazırlayacağınız bir zemin, başarınızı artıracağı
gibi dekorasyon açısından da göze hoş gelen bir görünüm oluşturacaktır.
Diğer
taraftan Dıscus gibi bazı balıklar ph değerleri düşük olan sularda yaşadıkları
için akvaryum zeminine, suyu sertleştirmeyecek quartz kum koymalı ya da kum
koymadan akvaryumunuzu hazırlamalısınız.
Akvaryumunuzun dekorasyonu, tamamen kişisel zevklerinizle ilişkili bir konu
olmasına rağmen içerisine koyacağınız balıklarınızın mutluluk ve sağlığı için de
oldukça önemlidir.
Dekorasyon
belli kurallara da dikkat edilerek yapılması gereken bir konudur. Yapmayı
düşündüğünüz dekorasyonda kullanacağınız bitki, kum, kaya ağaç kökleri ve deniz
kabukları gibi çeşitlerini çoğaltabileceğiniz birçok malzemenin uyum ve yapısal
özelliklerine dikkat edilmelidir.
Seçtiğiniz
bitkileri ve diğer dekorasyon malzemelerini yerleştirirken belli bir peyzaj ve
derinlik duygusu oluşturacak
şekilde ön kısım, orta kısım ve kısım arka bitkilerini yerli yerine
yerleştirirken diğer malzemeleri de bitkilerle uyumlu bir şekilde,
yerleştirmelisiniz. Kullanılacak taş ve kayaların yapısal özelliklerini iyice
araştırarak ileride çözülerek suda zararlı maddeler ortaya çıkarmayacağından
emin olmalı, granit ve bazalit türü taşları tercih
etmelisiniz.
Ağaç kökleri
de dekorasyon için güzel sonuçlar verdiklerinden sık kullanılan malzemeler
olmuşlardır.
Akvaryumcularda kolaylıkla bulabileceğiniz ve özellikle bataklık
köklerinden temin edilmiş olanları ( Unutmayınız ki bu tür malzemeleri
güveneceğiniz mağazalardan almadığınız takdirde, nereden getirildiği
belli olmayan çok değişik kökler suyunuzun ve
balıklarınızın sağlıklarının bozulmasına sebep olacaklardır ) birçok tatlı su
akvaryumunda kullanabilirsiniz.
Suyun
hazırlanması Akvaryumun kurulum aşamasındaki en önemli ve sabır isteyen
bölümdür. Balıklar ve bitkiler doğal ortamlardaki su şartlarını isterler.Bu da
tatlı su balıklarının büyük bölümünün bulunduğu tropik yağmur ormanlarındaki göl
ve nehirlerde bulunan yumuşak veya Afrika’da bulunan hafif alkalili ve oldukça
temiz suların özelliklerini sağlayabilmemiz gerekmektedir.
Şebeke sularındaki klor bazı balıklar tarafından tolere edilebilmesine rağmen,
birçok türde bu miktar sakıncalı olabilmektedir. Bu da ancak uygun bir
filtrasyon sistemiyle ortadan kaldırılabilir. Diğer taraftan Amonyak ve Nitrat
miktarındaki artışlar büyük tehlike oluştururlar bunu engellemek için akvaryum
suyunun oturması, Akvaryum ve filtre içerisinde yararlı bakteri kolonilerinin
oluşması gerekmektedir. Ancak suyunuzun tam anlamıyla oturmasının ardından
akvaryumunuzun hazır olabileceğini söyleyebilirim. Bu sürenin ne kadar olacağını
Akvaryum ve filtrenizin büyüklüğü belirler. Yapacağınız ölçüm ve kontrollerin
ardından güvenilirliğinden emin olduğunuz bir yerden alacağınız balıklarınızı
suya salmadan önce, poşet ile birlikte akvaryumunuza daldırarak poşetteki suyun
sıcaklığı ile akvaryum suyunun sıcaklığını eşitlemeli, ardından akvaryumunuzdan
alacağınız suyu poşet içerisine azar azar ekleyerek balıkların akvaryumunuzdaki
suya uyum sağlaması için hazırlamalısınız. Bu aşamaların ardından balıklarınızı
suya yavaş ve dikkatlice salabilirsiniz. Bir başka önemli hususta ilk birkaç gün
balıklarınıza çok az yem vermeli ve rahatsız etmemeye özen göstermelisiniz.
Bunun yanında suda bulunan ağır metalleri hazır su düzenleyiciler
kullanarak ya da filtreye yerleştireceğiniz, zeolite veya aktif karbon ile
ortamdan kaldırabilirsiniz. Yeni kurulan akvaryumlarda bakterilerin oluşması
için gerekli olan süreci çabuklaştıran su hazırlayıcı ürünlerden faydalanılacağı
gibi, hastalık olmadığından emin olduğumuz güvenilir bir akvaryumun fitresindeki
süngeri sıkarak elde edeceğiniz çamur rengindeki bol bakterili suyu filtrenize
ekleyerek de yapabilirsiniz.
Akvaryum suyunuzu hazırlarken bilmeniz gereken bazı terimlere kısaca
değinmek istiyorum;
TOPLAM SERTLİK ( gH ):
Suyun
toplam sertliği tespiti için kalsiyum ve magnezyum miktarlarına bakmamız
gerekmektedir.Toplam sertlik balıklarınızın büyüme hızını direk olarak
etkilemektedir.Akvaryumlarımızda beslediğimiz balıkların büyük çoğunluğu yumuşak
sularda yaşamaktadırlar.Bu değerler her balığa göre değişiklik göstermekle
beraber 6 – 16 °dGH arlığındadır.Haftalık ölçülmesi tavsiye edilir.
KARBONAT SERTLİĞİ ( kH ) :
Karbonik
asitli kalsiyum ve magnezyum bileşikleri Karbonat su sertliğini
oluşturur.Balıklar için son derece önemli olan PH değerinin sabitlenmesi için
karbonat değeri çok önemlidir.Başka bir özelliği de bitkilerin karbondioksit
ürettiği işlemlerde oluşan değişimi kolaylaştırarak tampon görevi görürken PH
düşüşlerini de kontrol altında tutarak ani değişimlerin önüne geçer. PH
değerlerinin istikrarlı devamlılıkları için ; Tatlı su akvaryumlarında : 5
– 10 ° dKH aralığında olmalıdır. Haftalık ölçülmesi tavsiye edilir.
PH-DEĞERİ
:
Suyun asitli, nötr veya alkalinli olduğunu gösterir.PH düştükçe suyun asitliği
artarken PH yükseldikçe de su alkalinli olur.Tatlı su balıklarının çoğunluğu 6
ile 7 aralığındaki PH değerlerindeki suyu tercih ederlerken özellikle cichlid
türlerinde bu değer 7,5 ile 8,5 aralığındadır. Haftalık ölçülmesi tavsiye
edilir.
AMONYUM-AMONYAK ( NH4-NH3 ) :
Yem
artıkları,çürüyen bitki parçaları ve balıkların atıkları gibi maddeler
akvaryumunuzda bulunan yararlı bakteriler tarafından önce amonyum, sonra nitrit
ve ardından da nitrata dönüştürülürler.Bu dönüşümün ardından da filtreler
yardımıyla artamdan uzaklaştırılırlar.Bu döngünün tıkandığı noktada tespiti
çabuk yaparak ortamı düzenlememiz gerekir.Amonyum düzeyinin yükselmesi
tankınızda yeteri kadar bakterinin oluşmadığının da bir göstergesidir.Yeni
kurulan akvaryumlar ve fazla miktardaki su değişimleri en büyük
nedenlerindendir.Bu kontrolleri haftalık düzenli olarak yapmalı , eğer
balıklarda sağlıksız durumlar söz konusu olursa ölçümlerinizi daha da
sıklaştırmalısınız.Çok yüksek seyreden amonyum-amonyak düzeylerinde ; Kısmi su
değişimi,PH değerinin bir miktar düşürülmesi,filtrenin kontrolü,bitki sayısında
artırıma gitmek veya balık sayısını azaltmak gibi önlemleri alabilirsiniz.
NİTRİT ( NO2 ) :
Çözülme işleminden sonra ortaya çıkar ve suda çok yoğun bulunursa oldukça
zehirlidir.Suyun aşırı kirlenmesiyle kendini gösterir.Yoğun olarak tespitinde
kısmi su değişimi ilk önlem olarak yapılabilir. Haftalık ölçülmesi tavsiye
edilir.
NİTRAT ( NO3 ) :
Çözülmenin bir diğer aşamasıdır ve nitrajen içeren maddelerin çözünmesi
aşamasında gerçekleşir.Nitrat düzeyi 50 mg/l üzerinde olan akvaryumlarda
balıklar canlılığını kaybederler.Bu düzeyin 20 mg/l yi aşmaması gerekir.Yoğun
olarak tespitinde eğer ayarlayabiliyorsak filtrenin akış hızını azaltarak kısmi
su değişimi yapabilirsiniz.Su değerleri normale dönünceye kadar yemlemeyi de
azaltmak uygulanacak diğer bir tedbirdir.Haftalık ölçüm tavsiye edilir.
DEMİR ( Fe )
:
Demir bitkili akvaryumlarda oldukça önemlidir.Düşük düzeyde
olması bitkilerin gelişimlerini olumsuz etkiler.Bitkilerin yapraklarındaki
sararmalar demir eksikliğinin belirtisidir.Akvaryum suyundaki 1.0 mg/l nin
üzerindeki demir miktarının uzun sürede bazı balık türlerini olumsuz
etkilediğini unutmamak gereklidir.Demir oranının fazla olduğu durumlarda kısmi
su değişimi yapabilirsiniz.
OKSİJEN (O2 )
:
Akvaryumda yaşayan balıklarınız için en önemli konudur.Gündüz
balıklar gece de bitkiler için gereklidir,tankınızdaki oksijen miktarı suyun
ısısı,balık ve bitkilerin miktarı ile orantılıdır.Ayrıca hava motorlarıyla
dışarıdan da oksijen takviyesi yapılabilmektedir.Onbeş gün aralıkla sabah ve
akşam o0lmak üzere ölçüm yapılarak kontrol edilebilir.
KARBONDİOKSİT ( CO2
) :
Bitkilerin gelişimi ve diğer besinler için önemli bir etkendir.10
ile 40 mg/l arasındaki bir CO2 oranı akvaryumunuzdaki canlılar için yeterli bir
düzeydir.Sürekli kontrol altında tutulabilmesi için en fazla bir gün arayla
ölçülmesini tavsiye ederim.Ölçüm cihazının akvaryumunuzun uygun bir yerinde
sürekli olarak takılı kalması işinizi kolaylaştıracaktır.
BAKIR ( Cu )
:
Balıklar , omurgasız ve diğer canlılar için son derece zehirli
olan bakır tankınıza daha çok musluk suyu ile gelir 0,3 mg/l nin üzerindeki
seviyeler omurgasızlar için,1,0 mg/l nin üzerindeki seviyeler ise tatlı-tuzlu
akvaryumlardaki tüm canlılar için öldürücüdür.Özellikle su değişimlerinizi
şebeke suyu ile yapıyorsanız kullanmadan önce mutlaka kontrol etmelisiniz.Her su
değişiminin ardından kontrol etmenizi tavsiye ederim.
FOSFAT ( PO4 ) :
Tankınızdaki 10 mg/l nin üzerindeki yüksek miktarlardaki fosfat düzeyine
,fosfatlı besinler ve gübreler neden olurlar.Bu fazlalık nitrat düzeyindeki
artışlada birleşince yosunlaşmanın artmasına neden olur.Akvaryumunuzdaki fosfat
düzeyi 1,0 mg/l seviyesinin üzerine çıkmamalıdır.Haftalık ölçüm ve kontroller
yeterli olacaktır.Akvaryumunuzda bulunan ve büyüme hızı yüksek bitkiler fosfat
düzeyinin artmasını önleyecektir.
KLOR ( Cl ) :
Musluk suyunda genellikle bulunan klor 0,02 mg/l nin üzerindeki
miktarlarda balıklarınızın mukozalarına zarar verir.Diğer taraftan da faydalı
bakterileri yok ederek sudaki dengenin ortadan kalkmasına sebep olur.Su
değişimlerinde kontrol edilmelidir.
Bu
kontrollerden sonra filtreyi çalıştırarak akvaryumunuza balıklarınızı koymadan
bir hafta süre ile su değerlerini kontrol etmelisiniz. Yapılan ölçüm ve
kontrollerin ardından balıklarınızı gönül rahatlığı ile tankınıza
koyabilirsiniz.
Bazı balık
türleri şebeke sularındaki değerlere kolayca uyum sağlayabilmelerine karşın daha
hassas balık türlerinde aynı rahatlık söz konusu değildir. Bu sebeple
akvaryumunuzda su değişimi yapmak için, ağzı açık kaplarda 1–2 gün süre ile
dinlendireceğiniz suyu kullanmalısınız.
Dikkat
edilmesi gereken önemli bir konu da; Uzun süre su değişimi yapılmayan
akvaryumlarda çok miktarda ve direk çeşmeden su değişiminin açığa çıkaracağı
kloraminin balıklarınızı zehirleyebileceğidir. Bunu engellemek için daha az
miktarda ve sık aralıklarla su değişimi yaparak balıkları yeni ortamlarına
hazırlamak olacaktır.
Akvaryumda bulunan katı madde parçacıkları olduğu kadar amonyak
üreten yem artıkları , organik bileşikler ve balıkların dışkıları
ile azotlu atıklar, suda çözünmüş fosfatlar son derece zehirli olan bu
maddelerin yüksek olduğu akvaryumlarda balıkların solungaçlarını yakarak ani
ölümlerine neden olmakla beraber daha az olduğu akvaryumlarda balığı direkt
olarak öldürmese bile uzun süre bu ortamda yaşayan balıkların direncini kırarak
akvaryum içinde bulunan zararlı bakteri ve organizmaların karşısında savunmasız
bırakır. Bu
zehirli maddeleri ortamdan kaldırabilmek için filtrenize Amquel veya zeolit
kil'i ( Özellikle amonyak seviyesini % 95 oranında azaltır, nitrojen çekme
özelliği ile de sudaki oksijen oranını artırır.) gibi kimyasallar ekleyerek
çalıştırabilirsiniz. Ancak bunlar belli aralıklarla yenilenerek kullanılmalıdır
aksi takdirde özelliklerini yitireceklerinden görev yapamazlar.
Akvaryumlarının en karmaşık yapıya sahip olan parçaları filtreleme sistemleridir
ve bu konuda çok çeşitli tasarımlar kullanılmaktadır. Sistemlerin temel
özellikleri ise tanktaki suyu pompa yardımıyla çekerek filtrelemenin yapıldığı
bölüme gönderip burada filtrelenen suyun tekrar akvaryuma verilmesidir.
Filtrasyonun temel amacı, su kalitesini artırarak tankta yaşayan canlıların
doğal ortamlarına en yakın su kalitesini elde etmektir.
Sonuçta
bütün bu sorunlardan kurtularak sağlıklı bir akvaryum sahibi olabilmek için
oldukça iyi bir filtreleme sistemine sahip olmamız gerekmektedir. Filtreler üç
bölümde suyu temizlerler. Bunlar mekanik, biyolojik ve kimyasal
filtrasyonlardır.
Mekanik Filtrasyon :
Filtreler
balıkların atıklarını, yenmemiş yemleri ve organik parçaları akvaryumdan
uzaklaştırırlar. Eğer mekanik Filtrasyon malzemeleri düzenli olarak yıkanırsa
(kendi akvaryumunuzdan kullanacağınız su ile) bu atık maddeler amonyağa
dönüşmeden önce akvaryumdan atılmış olur.
Birçok gözenekli malzemeyi mekanik Filtrasyon malzemesi olarak kullanılabiliriz
ama sünger ve elyaflar daha yoğunlukla kullanılan malzemelerdir. Bu malzemelerin
gözenekleri çok küçük olursa çabuk tıkanırlar, çok büyük olurlarsa da yeteri
kadar temizleme yapamazlar. Etkili bir mekanik filtrasyonun birinci şartı,
filtre malzemelerinin düzenli temizlenmesi veya değiştirilmesidir. Çoğu akvaryum
sever bundan kaçındıkları için gözeneklerin tıkanması sonucunda amonyak
zehirlenmesinden dolayı balıklarını kaybederler.
Biyolojik Filtrasyon :
Filtreler
birçok faydalı bakteri kolonilerine uygun ortamlar yaratmak amacıyla
tasarlanmışlardır. Bunlardan bir bölümü nitriti daha az zehirli bir madde olan
nitrata dönüştürür. Ancak nitrat seviyesi fazla artarsa balıkların büyümeleri
yavaşlar hatta durur! Bunu engellemenin yolu ise düzenli su değişimleriyle ve
değişik kimyasallar kullanmaktır. Etkili bir biyolojik filtreleme, bakteriler
için amonyak ve oksijenin bulunduğu genişçe bir ortam sağlanarak elde
edilebilir. Eğer biyolojik ve mekanik fitrasyon için ayrı ayrı filtreler
kullanabilirsek sonuç çok daha iyi olacaktır. Çünkü mekanik filtrelemeyi
yaklaşık iki – üç hafta ara ile temizlememiz gerekirken biyolojik filtrede bu
süre çok daha uzundur. Böylece zaman kaybının yanı sıra temizlik sırasında
Biyolojık filtredeki bakteri kolonilerini de kaybetmemiş oluruz.
Doğal
ortamında, biyolojik filtreleme birçok süreçtenMineralizasyon,
Deaminasyon ve Nitrifikasyongibiaşamalardan geçerek
kendiliğinden oluşur. Bu süreçlere yakın düzenekler kurmak, günümüzde
akvaryumlarda başarıya ulaşabilmenin vazgeçilmezi olmuştur. Bu aşamaların
oluşumlarına kısaca değinelim.
Mineralizasyon :
Bu aşamada
akvaryumdaki bakteriler, suda bulunan azot bakımından zengin atık maddeler,
proteinler, yenilmeyen ve sindirilemeyen besinlerde bulunan çeşitli asitler,
bitkisel maddelerin bakteriyel parçalanması ve alglerden alınan fenol gibi
maddeler tarafından sağlanır.
Deaminasyon :
Mineralizasyon sırasında geride bırakılan aminoasitler tekrar parçalanarak
akvaryumda zehirli olan amonyağın oluşmasına yol açmasıyla oluşan süreçtir.
Nitrifikasyon :
Oluşan
amonyak nitrifikasyonla, önce nitrite sonra da nitrata dönüştürülür. Bu değişim
inorganik maddelerle beslenen bakterilerce yapılır, ama bu bakteriler işlerini
etkili derecede yapabilmesi için bol miktarda oksijene ihtiyaç duyarlar.
Amonyaktan nitrite ve nitritten nitrata olan değişimlerin her biri farklı
bakterilerce yürütülür. Nitrifikasyon oluşumunda PH’ın önemi büyüktür; bu süreç
en iyi 9 civarındaki PH’larda gerçekleşir ve 5,5 PH’da durur. Bu nedenle düşük
PH’lı suda yaşayan DISCUS türünde balıklar için asidik koşullarda amonyak
amonyuma dönüştürüldüğünden sorun yoktur. Aslında üretim dışında PH seviyesinin
6,2 değerinin altına indirmenin hiçbir mantığı yoktur. Eğer show akvaryumu
kuruyorsak PH seviyesinin 6,2 ile 6,5 arasında olması idealdir. Bu Ph değerinde
bakterilerin oluşması daha kolay olacağından filtremizi biyolojik filtrasyona
uygun şekilde materyallerle doldurmamız gerekmektedir.
Kimyasal
Filtrasyon :
Akvaryumunuzda oluşan amonyak ile balık ve yem atıklarının çözünmesiyle ortaya
çıkan zehirli atıkları tankınızdan atabilmek için, zeolit ve aktif karbon gibi
kimyasal maddeler üzerinde toplanarak ortamda etkisiz hale getirilmeye çalışılır
kullanılır. Kullanılan kimyasalların da kapasitelerinin sınırlı olmaları, belli
aralıklarla değiştirilmelerini zorunlu hale getirir. Aksi halde doyum noktasına
ulaşan kimyasallar depoladıkları zehirli maddeleri tekrar suya bırakarak su
değerlerinin bozulmasına neden olurlar. Örneğin; 80 litrelik su için
kullanılacak bir su bardağı aktif karbon tankınızın büyüklüğüne ve
balıklarınızın sayısına da bağlı olarak yaklaşık ayda bir defa
değiştirilmelidir. Kimyasallardaki bu değişimler başarınızı artıracaktır.
FİLTRE ÇEŞİTLERİ :
Sünger filtreler :
Bu tip filtreler hava
motoruna bağlı olarak çalışırlar. Daha çok küçük hacimli ve üretim
akvaryumlarında kullanılırlar. Kullanımı rahat, ekonomik ve etkili bir biyolojik
filtre malzemesidir. Kullanıldıkları akvaryumdan yeni kurulmuş bir akvaryuma
konularak biyolojik döngüyü başlatabilirler.
Azda olsa
mekanik filtrelemeye de katkıda bulunurlar. Kapasitelerinin sınırlı olmaları
nedeniyle etkili bir filtrasyon yapabilmeleri için tankınızdan alacağınız su ile
bir kapta belli aralıklarla yıkanarak temizlenmelidirler. Bunun dışında
tankınızdaki dipte birikmiş olan kaba atıkları haftada bir-iki defa bir hortum
vasıtasıyla dip çekerek temizlemeli, yerinede dinlendirilerek klordan
arındırılmış su eklemelisiniz.
Kutu filtreler :
Kutu filtreler sünger filtrelerin biraz daha gelişmiş ve
etkili bir modelidir.
Üzerlerinde bulunan kendi motorları yardımıyla suyu temizlerler. İçerilerine
değişik filtre malzemeleri koyarak filtrasyonu daha etkili yapabilir ve
tankınıza pompa motoruna fazla ihtiyaç duymadan oksijen verebilirsiniz
Kumaltı filtreleri (taban filtresi) :
Üzerlerinde küçük gözenekler bulunan ve kumun altına
yerleştirilen plastik tabaklar, kullanılan motorunda yardımıyla kumdan süzülen
suyun sünger ve elyafında yardımıyla temizlenmesini sağlarlar.
Bu tip
filtrasyon sistemleri görünmeme gibi estetik avantajları olsada, özellikle
temizleme problemleri
nedeni ile çok fazla tercih edilmemektedirler.
Motorlu filtreler :
Akvaryumunuzun arka veya yan
camına asılarak kullanılan bu tip filtreler, Mekanik,
biyolojik ve kimyasal filtrelemeyi hep birlikte yapabilme özelliğine sahip
olduklarından balık sayısının fazla olduğu tanklarda rahatlıkla
kullanılabilirler.
Özellikle
bu filtrelerin içerilerine koyulacak olan; mekanik (sünger, elyaf),biyolojik
(sünger, biyolojik taşlar vs...) ve kimyasal (karbon ve zeolit)
malzemeler etkili bir filtrasyon sağlar.
Kanister (Dış) filtreler :
Bu filtreler akvaryumun dışında durur ve filtre malzemeleri bir kovanın
içerisinde bulunur. Su giriş ve çıkışı için olmak üzere iki ayrı hortumu vardır.
Kovanın içerisinde bulunan kartuşlara yerleştirilecek olan sünger. Elyaf.
Biyolojik taşlar, karbon ve zeolit gibi filtrasyon malzemeleri suyun mekanik,
biyolojik ve kimyasal filtrasyonunu yapar. Kanister filtrelerin diğer ve en
önemli özellikleride son derece sessiz olmalarıdır. Saatte 1000–1200 litre
kapasiteyle çalışabilen değişik marka ve modelleri bulunmaktadır.
Ancak
temizlenmelerinin diğer filtre sistemlerine oranla daha zordur ve
temizlenmedikleri takdirde de yüksek miktarda nitrat açığa çıkararak suyun
bozulmasına neden olurlar. Pahalı olmaları son zamanlarda çok fazla tercih
edilen filtrasyon sistemleri olma özelliklerini engelleyememiştir.
Kum filtreleri :
Suyun bir
kum katmanından yavaşça geçirilmesi sırasında kumda bulunan bakteri kolonileri
tarafından suyun temizlenmesiyle oluşan biyolojik filtrasyondur. Yavaş akan su
ve geniş alan, yararlı bakteriler bakteriler için uygun yaşam alanıdır. Bu
bakteriler suda bulunan nitratı kumun alt katmanlarına geçmeden, yiyecek olarak
tüketerek beslenirken suyunda temizlenmesini sağlamış olurlar. Dikkat edilmesi
gereken konu, suyun son derece yavaş bir şekilde akarak kumdan geçmesidir. Aksi
halde sudaki nitrat bakteriler tarafından yok edilemeden tekrar tankınıza geri
dönmüş olacaktır.
UV
sterilleştiriciler :
Su steril
ediciler suda bulunan parazit, bakteri ve virüsleri öldüren ultraviole lambanın
önünden geçirerek temizlerler. Özellikle balıklarınız streslenip,
rahatsızlandıkları sırada sudaki parazitlerin olumsuz etkilerinden
etkilenmeyecektir. UV sterilleştiricilerden kullanmak isterseniz cihazın gücünü
(wattını) çok iyi hesaplamalısınız. Üniteden bir saatte geçen suyu galon
cinsinden bularak 25 e böldüğünüzde kullanacağınız cihazın gücünü
bulabilirsiniz. Örneğin 75 galonluk tankta suyunuz lambadan geçiş miktarı
yaklaşık saatte 100 galon olacaktır, bunu da 25’e bölerseniz 4 watt’lık bir
cihaza ihtiyacınız olduğunu bulursunuz. UV yi ileride çıkabilecek hastalıklara
karşıda sigorta olarak görebilirsiniz. Ancak unutmayınız ki UV’ler hastalıklı
balıkları iyileştirmez sadece onların iyileşmesi için gerekli ortamı hazırlar.
UV lambaları yaklaşık altı ayda etkilerini yitirirler ve bu sürenin sonunda
değiştirilmelidirler. Tankınızda herhangi bir ilaç kullandığınız zaman UV yi
mutlaka kapatın su değişikliği yapılarak ilaçlar sudan atılana kadar da
çalıştırmayın, aksi takdirde ilaçlar toksinlere dönüşerek balıklara zarar
verebilir.
Akvaryumlar su sıcaklıklarına göre Tropik ve soğuk su olmak üzere iki temel
sınıfa ayrılır. Birçok balık ve su bitkisi çok sınırlı bir sıcaklık aralığını
tolere edebilir. Daha fazla tercih edilen Tropik ve ılık su akvaryumları
ortalama 25 °C’lik su sıcaklığında bulunurlar.
Bu nedenle
akvaryum suyunun doğru şekilde ısıtılması büyük önem kazanmaktadır. Tankımızdaki
suyu istenilen sıcaklıkta tutabilmek için birçok marka ve modellerde ısıtıcılar
bulunmaktadır. Balıklarımızın ihtiyacı ve tankınızın büyüklüğüne de bağlı
olarak, doğru ısıtıcı tercihi yapmanız için size yardımcı olacak aşağıdaki
tabloyu inceleyiniz.
Genel prensip olarak kuvvetli bir ısıtıcı tercihinin her zaman daha faydalı
olacağını hatırlatarak, tabloyu kullanarak tankınızda kaç Wat’lık ısıtıcı
kullanacağınızı belirleyebilirsiniz. Yaklaşık olarak fazla ısıtılmayan bir
ortamda bulunan akvaryumunuzdaki suyun her litresi için 1,5 wat lık bir ısıtıcı
gerekeceğini bilerek hesap yapabilirsiniz. Bu oran daha iyi ısıtılan ortamlarda
1 wat olarak hesaplanabilir.
Isıtıcınızı tankınızda su sirkülâsyonunun iyi olduğu bir noktaya yerleştirerek
ısıyı eşit olarak tankınıza yaymanız son derece önemlidir. Böylelikle
balıklarınızın tolore edemeyecekleri ısı değişimlerini ortadan kaldırmış
olursunuz.
Kullanacağınız ısıtıcılarda su geçirmezlik özelliklerinin güvenilir olması,
üzerlerinde sıcaklık derecelerini gösteren ayar düğmelerinin olması ve bu ısıyı
sabitleyebilmek içinde mutlaka termostatlı bir ısıtıcı olması gibi özelliklerine
dikkat etmelisiniz.
Akvaryumlarda aydınlatma; Estetik açıdan, bitkiler için ve balıkların
yaşamlarını sürdürebilmeleri için gereklidir.Akvaryumunuza gereken ışık, tabanın genişliği ile doğru orantılı, akvaryum
derinliğinin ise karesi ile orantılı olmalıdır. Akvaryum ne kadar derin ise
aydınlanma miktarı azalır. Bunun yanında akvaryum suyu özellikle ultraviyole ve
bazı bitkiler için faydalı ışınları süzeceğinden derinlik arttıkça lamba âdeti
veya gücü arttırılmalıdır. Bu anlattıklarımızdan anlaşılacağı gibi akvaryumda
ışık seçimi watt/litre hesabı değil de tecrübe ve bilgi gerektirmektedir.
Akvaryumda bitki yetiştirmekte başarılı akvaristlerin bilgi ve görüşlerinden
faydalanmanızı tavsiye ederim.
Estetik
açıdan aydınlatma akvaryumdaki bitkilerin ve balıkların renklerinin
vurgulanması, akvaryumdaki detayların gözü yormadan izlenmesi amacıyla
kullanılır. İhtiyaç aydınlatması ile birlikte kullanılabilir. Estetik aydınlatma
için halojen aydınlatma veya gün ışığı flüoresan lambalar kullanılabilir.
Bitkilerin
büyümesi ve balıkların doğal ortamlarında bulunduklarının hissiyatının verilmesi
için aydınlatma gereklidir. Aydınlatma tipi seçilirken bazı kriterlere dikkat
etmek gerekmektedir. Akvaryumdaki diğer etkenlerin seçiminde ve dizaynında
olduğu gibi aydınlatmanın seçiminde de akvaryumun uyumu göz önüne alınması
gerekmektedir. Yani akvaryumdaki bitkilerin ve balıkların benzer ışık
özelliklerine ihtiyaç duyması gerekmektedir. Aksi takdirde aydınlatma balık veya
bitki için seçilmek zorunda kalınır veya seçilmiş aydınlatma miktarı ve tipi,
bitki veya balığı rahatsız edici olabilir.
Balık
Aydınlatması :
Balıkların doğal ortamlarındaki ışık faktörlerinin sağlanması için yapılır. Eğer
balık bir yüzeye yakın ve bol ışık altında yaşayan bir balık ise olabildiğince
güneş ışığına yakın ve yüksek şiddete aydınlatma kullanılabilir. Eğer balık
derinde veya loş ortamda yaşayan balık türü ise aydınlatma daha az ışık
kullanılarak bu ambiyansı yakalayacak şekilde olmalıdır.
Bitki
Aydınlatması
:
Bitkilerin büyümesi için ışık, gübre, iyi bir dip kumu, uygun akvaryum ortamı
vs.den çok daha fazla gereklidir. Bitkiler fotosentez
yaparlar ve bu sayede yaşamlarını sürdürürler. Fotosentez yapılabilmesi için
bilindiği gibi en önemli faktör ışıktır. Fotosentez sadece ışık altında olur ve
ortamdan bitkiler CO2
(karbondioksit) çekerek yerine 02
(Oksijen) verirler. Işık kesildiğinde ise durum tam tersi şekilde cereyan eder
ve bitki ortamdan oksijen alıp ortama karbondioksit verirler. Bitki aydınlatması
bitkilerdeki fotosentez olayını arttırıcı olacak şekilde tasarlanması
gerekmektedir. Yapılan araştırmalara göre fotosentez özellikle mor ötesi (ultra
viyola) ve kırmızı dalga boyunda çok fazla artış göstermektedir. Fotosentez
olayını arttırmak için güneş ışığı özellikleri gösteren lambaların seçimi ile
birlikte bu tip özel lambaların seçimi bitkinin fotosentez yapmasında artışa
sebep olacak ve bitkiler çok daha hızlı büyüyeceklerdir.
Burada tabii
ki sorulabilecek soru şudur: Ne kadar ışık şiddeti veya kaç adet lamba? Yukarıda
bahsettiğimiz gibi bu soruya verilebilecek kesin bir cevap olmadığından
balıklarınızın ve bitkilerinizin ihtiyaçlarını iyi tespit ederek bu doğrultuda
bir aydınlatma kullanmanız doğru yöntem olacaktır.